Bir holdingin gerçek değeri yalnızca sahip olduğu varlıklarda, iştiraklerde veya finansal büyüklüğünde ortaya çıkmaz.
Gerçek değer; yönetim sistemlerinde, karar alma mekanizmalarında, kurumsal kültürde ve organizasyonun kurucudan bağımsız şekilde faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesinde ortaya çıkar.
Bugün dünyanın en başarılı holdingleri incelendiğinde, ortak özelliklerinin yalnızca büyüklük olmadığı görülmektedir. Bu kurumlar aynı zamanda güçlü yönetişim yapıları kurmuş, liderlik geçişlerini planlamış, risk yönetim sistemlerini oluşturmuş ve uzun vadeli kurumsal dayanıklılık geliştirmiş yapılardır.
Sürdürülebilirlik bir çevre politikası, bir raporlama yükümlülüğü veya dönemsel bir yönetim yaklaşımı değildir. Sürdürülebilirlik; kurumun değişen ekonomik koşullara, yönetim değişikliklerine, kuşak geçişlerine ve küresel risklere rağmen faaliyetlerini devam ettirebilme kapasitesidir.
Bu nedenle holdinglerin önündeki temel soru, bugün ne kadar büyük oldukları değil; on yıl, yirmi yıl ve elli yıl sonra da aynı güçle faaliyetlerini sürdürebilecek sistemleri kurup kuramadıklarıdır.
Uzun vadeli başarı, büyüklükten önce dayanıklılık gerektirir. Kalıcı değer yaratan holdingler, yalnızca bugünü yöneten değil; geleceği bugünden planlayabilen yapılardır.